top of page

Kahve Nasıl Keşfedildi?

Güncelleme tarihi: 9 Ağu 2022

Kahve hakkında hakkında en az bildiğimiz dönem, keşif dönemidir. Verilen çoğu kaynakta kahvenin ilk olarak Etiyopya’da ortaya çıktığını, sonrasında Arap yarımadası, İran, Hindistan, Türkiye ve ardından Venedikliler tarafından Avrupa’ya yayıldığını aktarıyor. En nihayetinde kahvenin hikayesi yüzyıllar öncesine, Etiyopya’daki kahve ormanlarına kadar uzanıyor.


Kahvenin keşfedilişiyle ilgili ortak inanış, 9. yüzyılda bir çoban tarafından tamamen şansla bulunduğudur.


Efsaneler der ki; 9. yüzyılda Etiyopya’da çoban olan Kaldi, keçilerinin bir ağacın meyvelerini yedikten sonra olağan dışı enerjik ve hareketli olduklarını gözlemler. Keçiler o kadar hareketlidir ki geceleri uyumak bilmezler. Bunun üzerine meraklı Kaldi, keçilerinin yediği kırmızı meyvenin tadına bakar. Bir süre sonra Kaldi normalin dışında enerjik olduğunu farkeder. Bu yaşananların ardından Kaldi, yerel manastırdaki baş keşişe durumu anlatır ve yanında getirdiği meyveleri çıkartır. Keşiş meyvelerden bir içecek hazırlamayı akıl eder ve özellikle çok uzun süren akşam dualarında kendisini enerjik tuttuğunu fark eder. Manastır da kahve içimi iyice yaygınlaşır. Yavaş yavaş halkın da öğrenmesiyle kahvenin ünü Arap yarımadasına bile ulaşır.


Arap yarımadasına ulaşan kahvenin tarımı ve ticareti yapılmaya başlanır. 15. yüzyıla gelindiğinde kahve, Yemen bölgesinde yetiştirilmeye başlanmıştı. 16. yüzyılda ise İran, Mısır, Suriye ve Türkiye’de bilinir hale gelmişti.


Ev kullanımının dışında kahve evleri olarak adlandırabileceğimiz ‘qahveh khaneh’ oluşumları da ilk kez bu dönemde başlamıştır. Özellikle sosyal yaşam içerisinde büyük rolü olan bu kahve evleri, halkın toplanma yerleri haline gelmiştir. Müşterilerin müzik dinlediği, fikir alışverişinde bulundukları ve satranç oynadıkları mekanlar “Bilgelerin Okulu” olarak adlandırılıyordu. Mekke’yi her yıl ziyaret eden turistler ve yolcular sayesinde “Arabistan şarabı” tüm dünyaya yayılmaya başladı.


Ortadoğu’yu çeşitli sebeplerle ziyaret eden Avrupalılar, ülkelerine döndüklerinde alışılmadık koyuluktaki bir içecekten bahsediyorlardı. 17. yüzyıla gelindiğinde ise kahve, Avrupa’da tanınmaya başlamış ve popülerleşmişti.


Kahvenin genel kabulü ise, daha sonraları gerçekleşti. Avrupa’da tanınmaya başladığı ilk dönemlerde halkın bir kısmı, kahvenin “Şeytan’ın acı icadı” olduğunu söyleyerek reddetti. 1615 yılında Venedik’teki rahipler, kahve kullanımını kınamışlardı. Tartışma o kadar büyüktü ki, dönemin papası 8.Clement’ten müdahale etmesi istendi. İçeceği denemeden herhangi bir açıklama yapmak istemeyen 8.Clement, kahveden oldukça etkilenmişti. Ve bunun üzerine kahve, papalığın onayını almayı başardı.


Kahve tarihinde yaşanan bu tartışmalara rağmen Avrupa’nın en büyük ülkeleri olan İngiltere, Fransa, Almanya Avusturya ve Hollanda’da kahve evleri açılmaya başlanmıştı. Sosyal yaşamın merkezi haline gelen bu işletmelerde toplumun farklı kesimleri bir araya gelerek vakit geçirebiliyordu. İngiltere’de “peni üniversiteleri” olarak anılan bu kahve evlerinde bir fincan kahvenin fiyatı 1 peniydi.


O dönemde kahvaltı içeceği olarak kullanılan şarap ve biranın yerini de kahve almaya başladı. Güne alkollü içecekler yerine kahve ile başlayanlar, çok daha enerjik oluyor ve dolayısıyla işlerini çok daha başarılı şekilde gerçekleştiriyorlardı.


17. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Londra’daki 300’ün üzerinde kahve evi, tüccarların ve sanatçıların buluşma noktası haline dönüştü. Günümüzde adı bilinen pek çok kahve markası, bu dönemde kurulan kahve evlerinin devamı niteliğindedir.



7 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

留言


bottom of page